Erken Boşalma

Erken boşalmada sorun süreden daha çok denetimsiz boşalmadır. Kişinin boşalmayı denetim altına alamamasıdır. Erken boşalmayı, 1 dakika altında, 1-3 dakika içinde, 3-7 dakika içinde, 7 dakika üzerinde ama istemsiz boşalanlar olarak sınıflayabiliriz. Boşalma süresi olarak 7 dakika normal olarak kabul edilebilir. Ama burada kişinin ve eşinin isteği ve tatmin olması daha önemli bir ölçütdür.
Devamını Oku...

Erektil Disfonksiyon

Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, yeterli bir ereksiyon sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememeye erektil disfonksiyon denir. Ereksiyon bozukluğu farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bazen cinsel yaşamın başından itibaren vardır, bazen de daha sonradan ortaya çıkabilir. Bazen yalnızca cinsel ilişki sırasında ereksiyon sorunu olabilirken masturbasyonda ereksiyon sorunu olmayabilir, bazen sabah ereksiyonu kaybolmazken bazen kaybolabilir. Bütün bunlar ereksiyon bozukluğunu tanımlamamızda önemli ipuçları verir.
Devamını Oku...

Vajinismus

Batılı kaynaklarda nadiren bildirilen vajinismus ülkemizde oldukça sık görülmektedir. Cinsel işlev bozukluğuyla başvuran kadınların %45-60`ını vajinismuslu kadınlar oluşturmaktadır. Vajinismus cinsel ilişki denendiğinde vajinanın (döl yolu) dış üçte birini çevreleyen perineal kaslarda yineleyici ya da sürekli bir biçimde istemsiz kasılmaların olmasıdır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, korku, kaçınma tepkisi, girişin olmayacağı endişesi eşlik eder
Devamını Oku...

Kadınlarda Cinsel İsteksizlik

Kişinin yaşı ve yaşam koşulları dikkate alınarak, sürekli olarak ya da tekrarlayıcı bir biçimde cinsel fantezi ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması ya da hiç olmaması durumudur. Kadının cinsel konularda konuşmaya, cinselliği hatırlatan her şeye karşı isteği azalır, cinsel ortamı hazırlama, cinselliği başlatmayla ilgili hevesi yoktur. Cinsel isteksizliği olan kadınlarda vajinada ıslanma ve göğüslerde dikleşme gibi cinsel uyarılmanın belirtileri de pek olmaz.
Devamını Oku...

Kadında Orgazm Bozukluğu

Orgazm ile ilgili yapılan bir yanlış değerlendirme vajinal orgazmın ile klitoral orgazmdan daha kaliteli olduğu ve vajinal orgazmın olması gerektiği düşüncesidir. Orgazm fizyolojik olarak klitoral ve vajinal uyarıların klitoriste toplanması ile klitorisle beyin arasında oluşur, cinsel bölgelerden başlayarak tüm bedende hissedilir. Mastürbasyonda klitoris uyarısıyla ve cinsel birleşme sırasında yaşanan orgazm fizyolojik açıdan birbirinin aynıdır.
Devamını Oku...

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

  | | | | | | | Daha Fazlası 8034 kez okundu
                                 
    TANIM VE GENEL BİLGİ

    Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), yineleyici obsesyonlar ve/veya kompulsiyonların görüldüğü, genellikle süreğen, kimi zaman da dönemsel gidiş gösteren, kişinin günlük işlevlerini belirgin olarak etkileyen bir hastalıktır. Obsesyon;  kişinin isteği dışında ısrarlı ve zorlayıcı bir şekilde aklına gelen, kişi tarafından saçma ve mantık dışı olarak görülen, anksiyete ortaya çıkartıcı ve yineleyici özellikteki düşünce, dürtü ya da imgeler olarak tanımlanmıştır. Kişi, obsesyonlarını kendi zihninin bir ürünü olarak görür; bunların dışarıdan zihnine sokulmuş olduğunu düşünmez. Kompulsiyonlar ise; kişinin, obsesyonlarına yanıt olarak ya da belirli kurallara göre gerçekleştirmek zorunda olduğunu hissettiği, yineleyici törensel davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Anksiyeteyi azaltmayı, bazı korkulan olayları ya da durumları engellemeyi amaçlayan bu törensel eylemler, kişi tarafından aşırı ve mantıksız olarak algılanmaktadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, anksiyeteyi azaltmak amacıyla yapılan yineleyici tarzda dua etme, belli bir tarzda, örneğin üçer üçer sayı sayma, belli kelimeleri yineleme gibi düşünsel süreçler, zihinsel eylemler olarak kompulsiyon tanımı içinde yer almaktadır.
        Tipik obsesyonlar; bulaşma / kirlenme, şiddet / saldırganlık, cinsellik ve şüphe içeriklidir. Tipik kompulsiyonlar ise el yıkama ve diğer temizlenme davranışları, kontrol etme, sayma, dokunma ve düzenleme şeklinde görülürler.    

    GÖRÜLME SIKLIĞI

    Yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar az tanınan bir hastalık olmasına karşın, günümüzde görülme sıklığının sanılanın tersine çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Hafif derecede belirtileri olan hastaların çoğu doktora başvurmadığı, bir kısmı hastalıklarını gizlediği, çevresine belli etmek istemediği için, hastalığın sıklığını ve yaygınlığını saptamak kolay olmamaktadır.
    Tipik olarak geç ergenlikte ya da erken erişkinlikte başlamaktadır. Başlangıç, olguların yaklaşık üçte ikisinde 25 yaş altındadır ve başlangıç yaşının ortalama 20 olduğu bildirilmiştir. OKB, çocukluk çağında da başlayabilmektedir. Olguların yaklaşık üçte birinde belirtilerin ilk görüldüğü dönem, 5-15 yaş arasındadır. Birçok olguda, hastalığın tam olarak ortaya çıkmasının öncesinde gözden kaçabilen bazı belirtiler olabilmekte, belirtilerin ilk kez görülmesiyle psikiyatriste başvuru arasında uzunca bir süre (ortalama 7 yıl) geçebilmektedir.
    Erişkinlerde cinsiyet farkı hemen hemen görülmez; ergenler arasında ise erkek hastalar biraz daha fazladır.

    Kalıtımın etkisi

    OKB`nin hastaların birinci derece akrabalarında % 20-25 sıklığında görülmesi, ailesel bir yatkınlığın olabileceğini düşündürmektedir.

    KLİNİK ÖZELLİKLER

Obsesyonlar


Kişi tarafından istenmeden geldiği şeklinde algılanan ve anlamsız olarak yorumlanan, yineleyici, ısrarlı ve bir türlü engellenemeyen obsesif düşünceler, farklı içeriklere sahip olabilir. En yaygın görülen obsesyonlar; saldırganlık (kendine ya da başkalarına zarar verme) ve bulaşma ile ilgili olanlardır. Kişinin, sonu gelmez bir şekilde, sürekli belli konular üzerinde düşünmesi, basit gündelik olayları bile bir sonuca varamadan, kendi içinde uzun uzadıya tartışması durumuna "obsesyonel ruminasyon" denir. Sık görülen obsesyonlar, içeriklerine göre şu tür özellikler gösterir:
Saldırganlık obsesyonları: Saldırganlık, obsesyonların içeriğinde ya da bunların ardında yatan çağrışımlarda önemli ölçüde yer almakta ve sıklıkla başkalarına yönelik öldürme, yaralama, çeşitli şekillerde zarar verme düşünceleri biçiminde ortaya çıkmaktadır. Bir anne ya da babanın, çocuğunu öldürme, yaralama biçimindeki düşüncelerinin olması, bu duruma örnek olarak verilebilir. . Zarar verme obsesyonu olan kişiler, bıçak, makas gibi sivri nesnelerden, sevdikleri kişilerle yalnız kalmaktan kaçınabilirler. Ölümle ilgili obsesyonları nedeniyle, ölüm ilanlarıyla karşılaşmamak için gazete okumayan, ölüm haberlerini dinlememek için televizyon seyretmeyen hastalar vardır. Bazı hastalar ise, daha çok kendilerine zarar vermekten korkarlar. Bu tür obsesyonlar, arabaların önüne atlama, kendini pencereden aşağı atma düşünceleri şeklinde ortaya çıkabilir.
Bulaşma obsesyonları: Tuvalete gidildiğinde üzerine idrar sıçramış olabileceği; el sıkışmayla ya da kapı tokmakları, para gibi nesnelere dokunmayla idrar, dışkı, sperm bulaşabileceği şeklinde ortaya çıkan ve oldukça yaygın görülen obsesyonlardır. Bu tür obsesyonları olan kişiler, bulaşmayı önlemek için eşyalara dokunmaktan, insanlarla yakın temas kurmaktan kaçınırlar.
Kuşku obsesyonları: Bir eylemin yapıldığından emin olamama durumunda, kuşku obsesyonundan söz edilir. Örneğin, bu tarz bir obsesyonu olan bir kişi, ütüyü prizden çekip çekmediğinden, kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden bir türlü emin olamaz. Genellikle bir tehlike durumuna işaret ettiğinden, yukarıda da belirtildiği gibi, ardından kontrol etme kompulsiyonları gelir.   
Cinsel obsesyonlar: Cinsellik, sık rastlanan obsesif temalar arasında yer almaktadır. Cinsel obsesyonların içeriği kişi için sıklıkla utanç verici ve kabul edilemez bir niteliktedir. Cinsel obsesyonları olan bir kişi, çocuklarıyla, ebeveyniyle cinsel ilişkiye girdiği düşünce ya da imgelerine sahip olabilir. Bu tür obsesyonlar, eşcinsel olmakla ilgili korkuları içeren düşünceler tarzında da karşımıza çıkabilir.
Simetri ve kesinlik ihtiyacı ile birlikte olan obsesyonlar: Nesnelerin ve olayların belli bir düzen ve konumda olması ya da eşyaların tam bir simetri içinde bulunmasıyla karakterize obsesyonlardır.
Dinsel obsesyonlar: Genellikle dindar bir insanda günah sayılan düşüncelerin akla gelmesi şeklinde ortaya çıkan obsesyonlardır.
Somatik obsesyonlar: Obsesyonlar kanser, AIDS, kuduz gibi hayatı tehdit eden bir hastalığa yakalanmayla ilgili olabilir. Böyle durumlarda kişi, sürekli olarak söz konusu hastalıklara yakalanma korkusu içindedir ve korunmak için çeşitli önlemlere başvurmaktadır.

Kompulsiyonlar

Obsesyonlara tepki olarak ortaya çıkan ya da belli kurallara göre, bazen de tekdüze bir biçimde uygulanan, yineleyici ve belirli bir amaca yönelik olan kompulsif davranışların en sık görülenleri, temizlik ve kontrol etmeyle ilgili olanlardır. Bu davranışlar, bir sıkıntıyı gidermek, korku yaratan bir olayı etkisizleştirmek ya da önlemek üzere yapılmaktadır. Ancak yapılan etkinlik, önlenmek istenen şeyle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da aşırıdır.
Kompulsiyonlar, zihinsel eylemler olarak da karşımıza çıkabilir. Anksiyeteyi azaltmayı amaçlayan, yineleyici tarzda dua etme, otomobil plakalarını, evlerin numaralarını sayma, bazı kelimeleri belli sayılarda yineleme gibi düşünsel süreçler, zihinsel kompulsiyonlara örnek olarak verilebilir. Kompulsif davranışlar için olduğu gibi, bu tür kompulsiyonlarda da, kişi zihinsel eylemini yapmaya zorlanmakta, bunlara karşı direndiğinde ise yoğun bir anksiyete yaşamaktadır. Sık görülen kompulsiyonlar ve özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
    Temizlik kompulsiyonları: Yineleyen tarzda el yıkama, banyo yapma, sürekli evi, eşyaları temizleme, saatlerce bulaşık ve çamaşır yıkama şeklinde görülen kompulsiyonlardır. Böyle bir durumda kişi, kendini, eşyalarını ya da çevresini kirli ve pis hissetmesinin üstesinden gelmeye çalışmaktadır.
Kontrol etme kompulsiyonları: Sıklıkla, güvenliği sağlamakla ilişkili olarak ortaya çıkan kompulsiyonlardır. Örneğin kişi, hava gazı musluğunun kapalı olup olmadığını ya da ütünün prizde unutulup unutulmadığını defalarca kontrol edebilir. Bu törensel davranışlar, evde yaşayanların hava gazından zehirlenmesi, evin havaya uçması ya da yangın çıkması gibi felaketleri önlemek amacıyla yapılmaktadır ve sıklıkla bunların ardında şiddet ve yok etme içerikli obsesif düşünceler yer almaktadır. Kontrol etme, ayrıca, bulaşmayla ilgili korkuları hafifletmeye yönelik olarak da yapılabilir.
Düzenleme kompulsiyonları: Bir denge ve simetri sağlamak üzere eşyaları belli bir düzen içinde tutmaya çalışma tarzındaki kompulsiyonlardır. Sıklıkla, genel bir rahatsızlık duygusunu hafifletmek üzere yapılır.
    Tekrarlama kompulsiyonları: Bir takım davranışların belli bir tarzda ve sayıda yinelendiği kompulsiyonlardır. Bu tür durumlarda, törensel davranışın tam olarak yapıldığından emin olunamaz ve davranış emin olununcaya kadar yinelenebilir.
    Sayma kompulsiyonları: Otomobil plakalarını, evlerin numaralarını vb. sayma tarzında ortaya çıkar. Zihinsel kompulsiyonlar arasında yer almaktadır.
Dokunma kompulsiyonları: Kişinin kendini belli nesnelere dokunmak zorunda hissettiği kompulsiyonlardır.
Biriktirme kompulsiyonları: Birçok şeyi gereksinim duyulmadığı halde satın alma, sahip olunan hiçbir şeyi atamama tarzında görülür.
Obsesyon ve kompulsiyonların birlikteliği
Obsesyon ve kompulsiyonlar sıklıkla birlikte görülür.
Obsesyon ve kompulsiyonların tipik olan birlikteliklerine şu tür örnekler verilebilir. Bulaşma obsesyonları olan kişilerde, sıklıkla temizlik, özellikle de el yıkama kompulsiyonları görülür. Şüphe obsesyonları ile kontrol etme ve onay almak üzere soru sorma kompulsiyonları sıklıkla birliktedir. Şüphe obsesyonları, aynı zamanda başkalarına zarar verme korkusu olarak tanımlanan saldırganlık obsesyonlarıyla ilişkili içindedir. Ütünün prizde olup olmadığından şüphe eden bir kişinin, bir yandan da, yangın çıkması sonucu kendisi ve yakınlarının öleceğinden korkuyu içeren bir obsesyona sahip olduğu görülür. Bir hastalığa yakalanacağı korkusunu içeren somatik obsesyonları olan bir kişide ise, sıklıkla, bu korkuyla ilişkili olarak, bedenin belirli bölgelerine yönelik kontrol etme kompulsiyonları mevcuttur.
    Obsesyonel yavaşlık
Obsesif düşünceler ve törensel davranışlar, kişinin günlük aktivitelerini yerine getirirken yavaşlamasına neden olur. Obsesyonel yavaşlık olarak tanımlanan bu durum, bazen kişinin yaşantısını felç edecek bir aşırılıkta olabilmekte, sıradan işlerin bile tamamlanması saatler alabilmektedir.
   
    HAZIRLAYICI ETKENLER VE HASTALIĞIN GİDİŞİ  
 
Hastaların yaklaşık yarısında belirtiler, bir yakının ölümü, gebelik gibi stresli bir olaydan sonra birden başlayabilmektedir. Bir çoğunda, belirtiler gizlendiği için, bir psikiyatrist tarafından görülmelerinden önce 5-10 yıl gibi uzunca bir sürenin geçmiş olduğu dikkati çekmektedir. Bu da, ortaya çıkartıcı olayların gözden kaçırılmasına neden olabilir.
        Yaşanan stresli durumlar yakınmalarda alevlenmelere yol açabilmektedir. Hastaların yaklaşık üçte birinde düzelme görülmeden hastalığın sürdüğü, yaklaşık %15`inde mesleki ve toplumsal işlevsellikte gittikçe artan bir bozulmanın ortaya çıktığı bildirilmiştir.

    TEDAVİ

    Günümüzde OKB`li hastaların çoğu ilaç ve davranış tedavilerinden yararlanmaktadır. OKB`nin tedavisinde öncelikle serotonin geri alım inhibitörü ilaçlar ile "alıştırma" (exposure) ve "tepki önlenmesi"ni (response prevention) içeren davranış tedavisi kullanılmaktadır. Çeşitli araştırmaların sonuçları, ilaç ve davranış tedavilerinin  birlikte uygulanmasının en iyi sonucu verdiği yönündedir.
        Davranışçı terapi
Bu tedavide, hastanın, belirli bir program dahilinde, sıkıntısını ve kompulsiyonlarını artıran durumların üstüne gitmesi sağlanmakta ve bir yandan da kompulsiyonları önlenmektedir. Kompulsiyonların etkin bir biçimde durdurulması ya da önlenmesiyle, hastaların en korktukları durumlarla karşı karşıya kalmaları sağlanmış olur.

        HASTA VE AİLEYE DANIŞMANLIK

    Hastanın tekrarlayıcı düşünce ve davranışları konusunda yargılayıcı bir tutum içinde olunmamalıdır. Aklına gelen düşüncelerden ve tekrarlayıcı davranışlarından dolayı rahatsız bir durumda olan, sıklıkla bunları gizleme eğilimi gösteren ve suçluluk duygusunu sık olarak yaşayan bu tür hastalara karşı rahat, kabul eden ve anlayışlı bir tutum benimsenmelidir. Hastalık belirtilerini huysuzluk olarak yorumlama eğiliminde olan ve bunların istense yapılmayabileceğini düşünen hasta aileleri, hastalık konusunda bilgilendirilmelidir.
    OKB, yalnız hastayı değil, tüm aileyi etkiler. Aile çoğu zaman, OKB’li kişinin obsesyon ve kompulsiyonlarını durduramıyor olduğu gerçeğini kabul etmekte zorlanır. Aile, tepki göstererek ya da kızarak hastanın belirtilerini artırabildiği gibi, onunla iyi olmak adına her söylediğini onaylayarak belirtilerin pekişmesine yardımcı da olabilir. OKB konusunda bilgilendirme ve eğitimin aile için önemi oldukça fazladır. Tedavi sürecinde aileyle kurulacak iyi bir işbirliğinin tedavinin sonuçlarına önemli bir katkısı olacaktır. Davranış tedavisi sırasında, uygun görülen durumlarda aile üyelerinden yardımcı terapist olarak da yararlanılabilir.

Dr. Aytül Gürbüz Tükel
Psikiyatri Uzmanı


 
Psikiyatr Dr. Aytül Gürbüz Tükel - Tel: 0212 219 73 13 - 0212 219 73 70 - GSM : 0533 817 62 82
© 2008 - 2017 Sitede yer alan haber, makale, video ve diğer tüm içeriğin kullanım hakkı Aytül Gürbüz Tükel'e aittir. İzinsiz kullanılamaz
Yazılım: Bumerang E.I.A.
windowssupport.org The Activation Keys and Download Links will be sent directly to the email address associated with your purchase after payment is confirmed. Deliveries are generally completed in 5 - 60 minutes, but may take longer depending on the time of purchase. Office Professional Plus 2016 Key online windows 10 key online office-professional-plus-2013 key